4. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI’NDA BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ

 

        Doğan her canlı, sağlıklı yaşama hakkı ile birlikte dünyaya gözlerini açar. Bu hakkın korunabilmesi için olabildiğince kaliteli ve yeterli sağlık hizmetini vatandaşlarına sunmak, devletin ve hükümetlerin görevidir. Hükümetlerin bu görevlerini yerine getirmedeki başarısı, toplumun gerçek sağlık ihtiyaçlarına; ülkenin coğrafik, ekonomik ve kültürel koşullarına uygun düzenlemeler yapmasına bağlıdır. Cumhuriyet tarihimiz boyunca bu doğrultuda önemli adımların atıldığını söyleyebiliriz. Ancak sağlık hizmetinin sunulmasında evrensel ve bilimsel yaklaşımların korunabilmesi zaman zaman politik yaklaşım ve müdahalelerle zora sokulabilmektedir. Atılmak istenen kararlı adımların yeniliğe dirençli siyasal ve ekonomik kaygı ile beslenmiş engellemelerle karşılaşabildiği bir gerçektir. Ülkemizde temel sağlık hizmetleri alanında iyi tasarlanmış ve performansa yönelik bir sağlık sistemi anlayışı bulunduğunu söyleyemeyiz. Sağlık hizmetlerinde performans değerlendirmesi, sağlık ekibinin tümünün başarısının değerlendirilmesi ve kısa dönemde hizmet çıktılarının, uzun dönemde halkın sağlık düzeyindeki gelişmelerin ölçülmesi biçiminde olmalıdır. Mevcut sağlık sistemimizdeki aksaklıklar konusunda hemen herkes fikir birliği içindedir. Bunların düzeltilmesi ve mevcut yapının rehabilite edilmesi öncelikler arasındadır. Temel sağlık hizmetlerinin kurumsal konumunun diğer hizmet düzeyleri üzerinde belirleyici etkiye sahip olacağı bir yapıya kavuşturulması gereklidir. Bu konuda yapılacak dönüşümün çıkış noktası genelde toplumu oluşturan bireylerin, özelde ise hastaların ve sağlık çalışanlarının durumlarını iyileştirmek olacaktır. Kırsal bölgelerde sağlık ocaklarının üstlendiği fakat personel yetersizliği, motivasyon eksikliği gibi nedenlere bağlı olarak yeteri kadar başarılı olamadığı kişiye ve topluma yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin desteklenmesi önem arz etmektedir. Bu hizmetler görev tanımlarında netleşme, teşvik unsurlarının devreye sokulması ve gezici sağlık hizmetleri ile desteklenerek geliştirilecektir. Kent bölgelerinde yetersizliği daha belirgin olan bu hizmetlerin yaygın, örgütlü ve disiplinli şekilde yürütülmesini sağlayacak yapılanma gerçekleştirilecektir. Sağlık örgütlenmesi olabildiğince sade, erişilebilir, yaygın, denetlenmesi ve koordinasyonu kolay olmalıdır. Birinci basamakta, mevcut dikey ve yatay örgütlenmeler harmonize edilecek, çalışanların görev tanımları, yetki ve sorumluluk sınırları netleştirilecektir. Aile hekiminin kendi biriminde ve sorumluluk alanında, toplum hekiminin de Toplum Sağlığı Merkezi ve bunun sorumluluk alanında birer ekip başkanı olduğu bilinci yerleşecektir. Ekip liderinin görevi, bir yandan kendi eğitimini sürdürürken, birlikte çalıştığı ekip üyelerini sürekli olarak denetlemek, hizmet içi eğitimlerini sağlamak, onların mesleksel ve kişisel gelişimini sağlayarak hizmetin verimliliğini artırmaya çalışmaktır. Temel sağlık hizmetlerinde sorumluluk paylaşımı ve bireye gerekli değerin verilmesi, sisteme eşit ve kolay erişimin sağlanması başarı için önemli faktörlerdir. Bu sebeple bireye yönelik koruyucu hizmetler ile birinci basamaktanı ve tedavi hizmetlerinin bireylerin kendi seçecekleri doktorlar tarafından yürütülmesi hedeflenmektedir. Bu sayede doktor, aile üyeleri ile yakın ve kişisel ilişkiler kuracak ve sağlık eğitiminde, hastalıkların önlenmesinde, sağlık düzeyinin iyileştirilmesindeki rolü güçlenecektir. Bu konunun önemi, 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun’un gerekçe metninde şöyle vurgulanmaktadır: “Tababet aslında serbest meslek halinde gelişmiş, hastanın tabibini seçmekte hür olması hasta tabip münasebetlerini teşkil etmiştir. Çünkü sağlık ve hayatı tehlikede bulunan bir kimsenin güvendiği ve kendini iyi edeceği bir tabibe tedavi olması maneviyatını daha çok yükseltir ve şifa bulmasına da yarar. Bunun aksi ise hastanın maneviyatını bozabilir. Ve bu hal onun sağlık durumuna da kötü tesir eder.”

4.1. Amaç ve Hedefler

       Çağdaş sağlık sistemlerinin önde gelen amaçları arasında, birinci basamak sağlık hizmetlerine öncelik vererek, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği ve bu hizmetlerden herkesin ihtiyacı oranında yararlanmasını sağlamak ve böylece kişilerin yaşam kalitelerini ve sağlık standartlarını yükseltmek yer almaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel amaçları sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde; organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulmasının temin edilmesidir. Etkililik, uygulanacak sistemin, halkımızın sağlık düzeyini yükseltmesi amacını ifade etmektedir. Sağlık hizmetinin sunumundaki en büyük hedef insanların hastalanmasının önlenmesi olmalıdır. Bu amaca ulaşmanın göstergesi epidemiyolojik verilerde sağlanacak ilerlemelerle mümkün olacaktır. Örneğin, anne ve çocuk ölümlerinin azaltılması ve doğumda beklenen yaşam süresinin artırılması bu amaca ulaştığımızın somut göstergeleri olacaktır. Verimlilik, kaynaklarımızı uygun şekilde kullanarak maliyetleri düşürüp, aynı kaynakla daha fazla hizmetin üretilmesidir. Koruyucu hekimlik uygulamaları ve insan kaynaklarının uygun dağılımı, malzeme yönetimi, akılcı ilâç kullanımı, sağlık işletmeciliği bu esas çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ülkenin tüm sektörel kaynaklarının iyi yönetimi verimliliği artıracaktır. Bu çerçevede ödeme gücü olmayanların sağlık harcamalarını devletin üstlenmesi esastır. Hakkaniyet, bütün insanlarımızın sağlık hizmetlerine ihtiyaçları ölçüsünde ulaşmalarının ve hizmetlerin finansmanına mali güçleri oranında sağlık sigortası yoluyla katkıda bulunmalarının sağlanmasıdır. Gerek farklı sosyal gruplar, gerek kır - kent ve gerekse doğu batı arasında sağlık hizmetlerine erişim ve sağlık göstergeleri ile ilgili farklılıkların azaltılması hakkaniyet amacı kapsamında yer almaktadır. Bu amaçlara ulaşmak için birinci basamak sağlık hizmetlerinin çağdaş bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi, yaygınlaştırılması ve tüm toplum bireyleri tarafından tercih edilebilir bir şekilde sunulması hedeflenmektedir. Herkesin kendi seçebileceği, kolayca erişebileceği, herhangi bir engelle karşılaşmaksızın danışabileceği, başvurabile-ceği bir aile doktorunun olması bu yaklaşımın ana unsurlarının başında gelmektedir. Ülkemizde yürütülmekte olan sağlık politikalarında kalıcı izler bırakan Prof.Dr. Nusret Fişek’in ifadeleriyle: “Kişiye yönelik koruyucu hekimlik hizmetleri ile ayakta ve evde hasta tedavisi hizmetleri bir arada (entegre olarak) yürütülmelidir. (...) Entegre örgütlenme modelinin en basiti çağdaş aile hekimliğidir. Çağdaş aile hekimi, ailedeki çocukların periyodik muayenelerini ve aşılarını yapar. Annelere çocuk bakımını öğretir. Yaşlıların -varsa gebelerin- periyodik muayenelerini yapar ve gereken önerilerde bulunur. Aile bireylerine sağlık, ev hijyeni ve kişisel hijyen konularında eğitim yapar. Evde hastalanan varsa onları tedavi eder veya gerekiyorsa bir uzmana veya hastaneye gönderir.” (Halk Sağlığına Giriş, Hacettepe Yayınları, Ankara, 1985) Dünya Sağlık Örgütü, 2010 yılına kadar insanların aile ve topluma dayalı temel sağlık hizmetlerine daha iyi ulaşabilmesini, 21. yüzyılda “Herkes ‹çin Sağlık” hedefleri arasında saymaktadır. Bu hedefi gerçekleştirmeyi amaçlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı, aileye dayalı temel sağlık hizmetlerini ve topluma dayalı temel sağlık hizmetlerini, görevleri net tanımlanmış ve gerekli eğitim ve beceri ile donanmış ekipler eliyle, entegre bir şekilde sunmayı öngörmektedir. Toplumun tüm bireylerine ulaşılabilmesi için, ülke gerçekleri doğrultusunda, eğitimli ve coğrafi açıdan dengeli dağılmış sağlık ekipleri tarafından sunulması gereken birinci basamak sağlık hizmetleri için yeniden yapılanma ihtiyacı göz ardı edilemez. Aile hekimliğinin hedefi, birinci basamak sağlık hizmetlerini, profesyonel bir ruhla ve toplumun katılımını sağlayacak bir biçimde, bireyin yaşadığı ve çalıştığı yerlerde koruyucu, tanı koyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleri ile birlikte sunmaktır. Sağlık hizmeti sunumunda, hizmetten yararlanan bireylerin memnuniyeti önemlidir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürekli eğitimle geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, çalışan hekimler ile diğer sağlık elemanlarının özendirilmesi, birey ihtiyaçlarının göz önünde bulundurularak koruyucu sağlık sistemine ağırlık verilmesi ve kabul edilebilir sevk sisteminin uygulanması ana ilkelerdir. Bu ilkelerin hayata geçirilmesi ikinci basamakta yığılmayı engelleyecek ve gerçekten ikinci basamakta tedavi edilmesi gereken hastalara yeterince zaman ayrılmasını sağlayacaktır. Birinci basamak hizmetlerinin etkili bir şekilde verilebilmesi, toplumun hastalık yükünü azaltmasının yanı sıra, ikinci ve üçüncü basamak tedavi kuruluşlarımızın da daha iyi ve kaliteli sağlık hizmeti ve sağlık eğitimi vermelerine fırsat tanıyacaktır.

4.2. Neden Aile Hekimliği?

       Aile hekimi anne karnındaki fetüsten, ailenin en yaşlısına kadar bütün aile fertlerinin sağlığı, sağlık sorunları ve hastalıklarından sorumludur. Birinci basamak sağlık hizmetini aşan sorunlar için diğer uzman hekimler, diş hekimi, diyetisyen gibi kişilere hastayı yönlendirerek, koordinatör görevini üstlenir. Dolayısıyla kendisine kayıtlı kişilerin aynı zamanda sağlık danışmanı, bu konuda onlara yol gösteren ve onların haklarını savunan kişi konumundadır. Uygulanan ülkelerde aile hekimliği sayesinde kişi memnuniyeti artmış, hekim birey ilişkisi süreklilik kazanmıştır. Örneğin ‹ngiltere, Danimarka ve Avustralya gibi ülkelerde bir aile hekiminin hastası ile olan ilişkisinin ortalama süresi 8-13 yıl arasındadır. Aile hekimi, aile bireylerinin ikametlerine genellikle yakındır ve kolay ulaşılabilir konumdadır. Hizmet verdiği toplumu her yönüyle tanır; aile, çevre ve iş ilişkilerini değerlendirir. Ailenin bütün bireylerinin sağlık durumlarını, yaşama koşullarını, dolayısıyla koruyucu sağlık uygulamalarının ve sağlık eğitiminin bu bireylere nasıl uygulanabileceğini en iyi bilen kişidir. Bu doktorlar, kendi sorumluluğu altındaki bireyleri bir hastalık çerçevesinde değil, bütüncül bir yaklaşımla riskler, sağlık koşulları, psikososyal çevre ve mevcut diğer akut veya kronik sağlık sorunları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirir. Aile hekimliği kayıtları sağlıkla ilgili araştırmalarda çok değerli bir veri kaynağıdır. Sevk zincirinde önemli oranda başarı sağlar. Hastalıkların uygun basamaklarda ele alınmasını ve tedavisini mümkün hale getirir. Sevk gerektiğinde, kişinin sağlık bilgileriyle birlikte doğru uzmanlık dalına ve doğru merkeze gitmesini sağlayarak, yüksek maliyetli ikinci basamak sağlık hizmetlerinin daha etkili ve ekonomik biçimde kullanımını sağlar. Bu açıdan aile hekimliği aynı zamanda birçok yanlış yönlendirmeyi, düzensizliği, gereksiz sağlık harcamasını, ikinci basamakta gereksiz yığılmayı, kuyrukları ve hasta mağduriyetini engeller. Organ veya sisteme yönelik ön yargılı bir yaklaşım yerine bütüncül bir sağlık hizmeti yaklaşımını öngörür; multi disiplinerdir. Güvene dayalı iletişim kurar. Sorunları fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle ele alır. Aile hekimliğine dayalı hizmetin yürütülmesinde "hasta" değil "kişi",

anlayışı esas alınır. Bu görüşten hareketle, aile hekimi beraberindeki ekibi ile birlikte ilgi alanındaki kişilerin sağlık düzeyini yükseltmekten sorumludur. Hekim ve diğer aile sağlığı elemanları yalnızca kendilerine başvuran hastalara tedavi hizmetleri ile sınırlı hizmetleri vermekle yetinmeyecek, hasta ya da sağlam herkese sağlık hizmeti verecektir. Birey merkezli olmasının yanında bütünleştiricilik, süreklilik, aile ve topluma yönelik olma özellikleri nedeniyle aile hekimliği sağlık sisteminin önemli bir yapı taşıdır. Gittikçe artan orandaki yaşlı nüfusun temel sağlık hizmeti gereksinimleri, onları tanıyan ve kolay ulaşabilecekleri aile doktorları vasıtasıyla çok daha etkili olarak karşılanabilecektir. Bu yaklaşımın, çok daha hızlı ve sağlıklı tanı konması ve uygun tedavi yönteminin seçilmesine yardımcı olacağını söylemek mümkündür. Her bireyin sağlığının bir takipçisi olması, hastaların doktora kolay erişebilmesi ve hızlı hizmet alabilmesi, hastalarımızın sağlık hizmetine erişebilmek için başvurmak zorunda kaldığı sistem dışı erişim yollarını da ortadan kaldıracaktır.

4.3. Aile Hekimi / Aile Doktoru Kimdir?

       Aile hekimi, kişiyi ailesi ve içinde yaşadığı toplum ile birlikte bir bütün olarak ele alarak koruyucu sağlık hizmetleri ile tedavi hizmetlerini bir arada sunan ve kendi sorumluluğu altındaki kişilerin hem biyolojik, hem ruhsal, hem de sosyal yönleriyle ilgili olan, kişilerin kendi seçtikleri hekimidir. Aile hekimi ile kişi arasında sürekli bir ilişki bulunması ve bu ilişkinin her iki tarafın da isteği doğrultusunda sürdürülmesi esastır. Aile hekimi kişinin sağlığını emanet ettiği, her türlü sağlık sorununda danışmanlık aldığı, sağlığının korunması ve sorununun giderilmesi için ilk başvurduğu hekimdir. Bazı orta ve yüksek gelirli ülkelerde bile aile hekimliğinin bir tıp disiplini olarak uygulanmasında, hatta algılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu yüzden, tıp fakültesinden mezun olan hekimlerin, aile hekimliğini bir uzmanlık dalı olarak tercih etmesini özendirecek ortam her yerde bulunmamaktadır. Ülkemizde de aile hekimliği uzmanlık dalı bulunmasına rağmen, bu uzmanlık önceleri bir süre yabancı dil ile, daha sonra ise bilim sınavıyla başlanabilen ve ihtiyacın altında uzmanlık öğrencisi alan bir bilim dalı olmaktan öteye geçememiştir. Bu yüzden aile hekimlerinin görev alanına giren hizmetler, pratisyen hekimler tarafından verilmektedir. Böyle durumlarda tıp fakültesinden her mezun olanın bu sorumluluğu taşıması gerektiği kabul edildiğinden tıp eğitiminin halkın önemli sağlık ihtiyaçlarının üstesinden gelecek tarzda yönlendirilmesi gerekir. Böyle bir eğitimle hekimlerin bu görevi üstlenmesi veya ileri bir uzmanlık disiplini altında aile hekimliği eğitiminin verilmesi seçenekleri ülke koşulları dikkate alınarak tartışılabilir. Ülkemizde bu görevler tıp fakültesinden mezun olan hekimlere yüklenmesine rağmen, fakültelerinizde ağırlıklı olarak Tıpta Uzmanlık Sınavına yönelik bir eğitim verilmektedir. Bu noktada tercihlerin netleştirilmesi ve belirlenen hedeflere yönelik olarak lisans ve uzmanlık düzeyinde tıp eğitiminin yeniden şekillendirilmesi gerekir. Aile hekimliği uygulamasının hekimler için cazip, halk tarafından kabul edilebilir ve erişilebilir hâle gelmesi için eğitim, yasal alt yapı düzenlemeleri ve teşvikle sistem dönüşüme tabi tutulmalıdır.

4.3.1. Aile Hekiminin Görev ve Sorumlulukları

        Aile hekimleri kendilerine bağlı bireylerin sağlıklarının korunmasından ve hastalandıklarında tedavi edilmelerinden birinci derecede sorumlu kişilerdir. Bireylerin acil durumlar dışında sağlık sistemine giriş kapısını oluştururlar. Kendisine kayıtlı kişilerin sağlık kayıtlarını tutmak, bağışıklama ve diğer koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamaktaki tanı ve tedavi hizmetlerini üstlenmek, ikinci ve üçüncü basamak bakımlarını koordine etmek aile hekiminin görevleridir. Ulusal ve bölgesel sağlık hedef ve önceliklerinin plânlanmasına yardımcı olmak üzere gereken bildirimleri üst kuruluşlara yapmak ve plânlama sonucunda merkezi otoritenin öngöreceği programları uygulamak da aile hekiminin görevleri arasındadır. Bu görev ve sorumluluklar kısaca şu başlıklar altında özetlenebilir:

1. Aile sağlığı birimini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek ve hizmet içi eğitimlerini sağlamak,

2. Çalıştığı bölgenin sağlık planlamasının yapılmasında ilçe sağlık idaresi ile işbirliği yapmak,

3. Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve

çevre sağlığını ilgilendiren durumları kamu sağlığı merkezine ve ilçe sağlık idaresine bildirmek,

4. Kişiye yönelik rehberlik hizmetleri ile, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetleri vermek; bu kapsamda ana-çocuk sağlığı ve aile planlamasını, periyodik muayeneleri (meme kanseri taraması, rahim kanseri taraması gibi), bireysel koruyucu sağlık hizmetlerini (rutin aşılar), ruh sağlığı hizmetlerini ve yaşlı sağlığı hizmetlerini yerine getirmek,

5.  İlk kayıtta ev ziyareti ile sağlık durumunun tespitini yapmak ve Bakanlığın öngördüğü sıklıkta ev ziyaretlerini tekrarlamak,

6. Aile sağlığı biriminde ve gerektiğinde evde birinci basamak tanı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini vermek,

7. Birinci basamakta tanı ve tedavisi yapılamayan hastaları ilgili uzmanlık dalına sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirilen muayene, tetkik, tanı, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirmek, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde bakımın koordinasyonunu yapmak,

8. Temel laboratuvar hizmetlerini vermek veya verilmesini sağlamak,

9. Aile hekimliği uygulamaları ile ilgili kayıt ve bildirimleri yapmak,

10. İlk yardım ve acil müdahale hizmetlerini vermek veya verilmesini sağlamak,

11. Yerel sağlık idaresince belirlenmiş olan ilaç temininde zorluk çekilen yerlerde ilgili mevzuata göre ecza dolabı açmak veya ilaçların teminini sağlamak.

4.4. Aile Hekimliği Uygulamasına Geçişte Önemli Hususlar

       Aile hekimliği uygulamasını yapan ülkelere bakıldığında, şu üç ana husus dikkati çekmektedir:

      1. Aile hekiminin sağlık sistemine giriş işlevi görmesi sağlanmaktadır. Yani, sağlık hizmet sistemine giriş her bireyin kendi doktoru aracılığı ile gerçekleşmektedir. Aile hekimi ülke çapında “sağlık hizmetlerinin kullanımından birinci derecede sorumlu doktor”dur.

     2. Sevk ve geri bildirime önemli ölçüde uyulmaktadır.

 3. Denetim, yerelleşme ile etkili hale getirilmiştir. Dünyadaki sağlık sistemleri ve yapılan reformlar genel olarak değerlendirildiğinde, ülkemizde atılması gereken adımlar hakkında bazı önemli ipuçları dikkat çekmektedir. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında bütün vatandaşlarımızın sağlık güvencesine kavuşmasını amaçlayan Genel Sağlık Sigortası ve beraberinde aile hekimliği uygulamasına geçiş çerçevesinde yapılacak yasal düzenlemeler multisektörel yaklaşımla atılması gereken önemli adımlardır. Ülke genelinde aile hekimliği uygulamasının yaygınlaşması, hem sağlık çalışanları, hem de vatandaşlar açısından yeni duruma uyum ve davranış değişikliğine yol açacak uzun bir süreçtir. Bu sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması için yasal düzenlemeler, finansal yapıların sağlanması ve organizasyon kadar eğitim, uyum ve güven tesisi de önemlidir. Bu açıdan kültürel özellikler, alışkanlıklar ve peşin kabulleri de dikkate alarak kontrollü yerel uygulamalar yapılacaktır; gerektiğinde koruyucu önlemler, denetim sistemi ve ödeme sistemlerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda yeniden gözden geçirmelere hazırlıklı olunacaktır.

       Yukarıda sözü edilen sisteme giriş, sevk organizasyonu ve denetim tam olarak yerleştirildiği zaman arzu edilen hedeflere ulaşılmış olacaktır. Aile hekimliği uygulamasında plânlama ve denetleme tek elden, Sağlık Bakanlığı tarafından dinamik olarak organize edilecektir. Yerel sağlık idarelerince denetim sürekliliği sağlanacaktır. Bu sayede hizmetin dengeli dağılımı ve branş / genel tıp, kent / kırsal hekim oranları dengede tutulacaktır. Mevcut kadrolu veya sözleşmeli hekimlerin özlük haklarının korunarak aile hekimliğini tercih etmeleri, gerekli olduğunda serbest hekimlerin aile hekimliği görevi üstlenmeye talip olmaları ve bundan sonra Tıpta Uzmanlık Sınavları başvurularında aile hekimliği uzmanlığının öncelikli tercihler arasında yer alması için özendirici önlemler alınacaktır. Yurttaşlarımızın aile doktorlarına güven duyacağı ve kendi doktorlarını kendilerinin seçeceği, aile doktorlarının bir hizmet yarışı içinde görevini yürüteceği, iyi ve kaliteli hizmetin hekime doğrudan yansıyacağı bir sistem oluşturmak önemlidir. Bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldırıcı ve koruyucu hekimlik uygulamalarını özendirici teşviklerin uygulanması sistemi güçlendirecektir. Etkili bir sağlık sistemi, kaynakların uygun bir şekilde kullanımını, temel koruyucu ve klinik hizmetleri verecek kaynakların ve hizmet sunucularının seferberliğini gerektirir. Böyle bir seferberlik, doğru tanı ve tedavi yapabilmek için yeterli imkanları olan, iyi eğitilmiş ve toplumun ihtiyaçlarını görecek dengeli dağılmış sağlık çalışanları sayesinde yapılabilir. Bu hususlar göz önünde bulundurularak aile hekimlerinin sürekli eğitimine ve dengeli dağılımına özel önem verilecektir. Sosyal adalet ilkesi, herkese ihtiyacı ölçüsünde sağlık hizmeti sunulmasını gerektirir. Bu, eşit düzeydeki sağlık hizmetlerinin bütün ülkeye yayılması ve özellikle temel sağlık hizmetinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması ile mümkündür. Böyle bir sistemin gerçekleştirilmesi için, sağlık hizmetinin plânlanması ve sunumunda toplumun ihtiyaçlarının tam olarak bilinmesi gereklidir. Bunun için aile hekimliği uygulamasını iyi bir kayıt sistemi ile birlikte yürütmek ve sosyal güvenlik reformları ile birlikte ele almak gerekmektedir. Halkın sağlık düzeyinin korunması ve yükseltilmesi için bireylerin aktif rol alması yönünde eğitimi ve bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır. Aile hekimliği hizmetinin yaygınlaştırılması, bütün bu hususlarda kararlı ve sürekli adımların atılması ile belli bir süreç içinde gerçekleştirilecektir. Sağlık hizmeti sunumunda eşitlik ve kalite, birbirini etkileyen iki önemli hedef olduğundan, ikisi arasında uygun dengeyi bulmak sağlık sisteminin başarısına bağlıdır. Eşitliğe dikkat etmeksizin az bir kesim için yüksek kalitede hizmet sunumu, toplumun bütünü için hayat kalitesini iyileştirmek şöyle dursun, daha da kötüleştirir. Diğer taraftan, eşit hizmet sunumu hedefi, kaliteyi kurban etmemelidir. Toplumun her kesimine eşit sağlık hizmeti sunma gayesi ile nüfusa endeksli örgütsel yapılanmaya rağmen, yeterli sayıda, motivasyonlu ve eğitimli insan gücünün ve finansal desteğin sağlanamaması bu sonuca yol açabilir. Dünya örnekleri ile birlikte ülkemizin uzun yıllara dayanan deneyim ve birikiminden yararlanılarak oluşturulan “Ulusal Aile Hekimliği” modelimizle güvenli ve kararlı adımlar atılacak ve vatandaşlarımızın eşit ve kaliteli sağlık hizmeti almaları sağlanacaktır. Her ülkenin sağlık hizmetlerinin sunum tarzında kendine has farklılıklar vardır; Türkiye'deki sağlık hizmetlerini ülkemizin sosyal, kültürel, ekonomik ve coğrafi koşullarını gözeterek, çağdaş bir yaklaşımla yeniden düzenlemiş oluyoruz. 59. Hükümet iş başına geldikten sonra programında yer alan konularda çalışmalara başlamıştır. Sağlıkta öncelikli konulardan olan aile hekimliği ve Türkiye’de aile hekimliği uygulamalarına geçiş hakkında çeşitli toplantı ve çalışma grupları ile paydaşların görüşleri alınmıştır. Bu hususta yapılan toplantıların bir kısmı aşağıda sıralanmıştır:

■    Sektörel İstişare Toplantısı (Temmuz 2003)

■    Aile Hekimliği Danışma Kurulu Toplantıları

- Haziran 2003 (TTB ve GPE katılımı ile)

- Temmuz 2003 (TTB ve GPE katılımı ile)

- Ağustos 2003

- Ekim 2003

- Kasım 2003

- Ocak 2004

- fiubat 2004

- Mart 2004

- Aralık 2004

■    Türk Sağlık Sistemleri Politika Yapıcıları Çalışma Toplantısı (Yurt dışı katılımlı) Aralık 2003

Türk Sağlık Sisteminin Geleceği Açısından Sağlıkta

Dönüşüm Programı TEB‹AT Abant Toplantısı (Ocak 2004)

Sağlıkta Dönüşüm Programı Çerçevesinde Aile Hekimliği Uygulaması TEBİAT Afyon Toplantısı (Nisan 2004)

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği – Mesleki Yeterliliklerin Tanınması Kanunu Çalışmaları (fiubat – Mayıs 2004 arasında haftalık çalışma toplantıları şeklinde yürütülmüştür.)

VI. Ulusal Aile Hekimliği Kongresi Bursa – Mayıs 2004

Sağlıkta Dönüşüm ve Birinci Basamakta İyileşme Adana Güçbirliği Vakfı ve Adana Tabip Odası (Mayıs 2004)

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği – Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Çalıştayı Bolu – Mayıs 2004

Sağlıkta Dönüşüm Programı Değerlendirme Toplantısı, Vakıf 2000 Ankara – Temmuz 2004

Temel Sağlık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi ve Aile Hekimliği, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, İstanbul, Aralık 2004

Bu toplantılarda oluşturulan görüşler ve fikir alış verişleri sonucunda aile hekimliği uygulaması için Türkiye modeli geliştirilmiştir. Bu modeli uygulamak üzere pilot çalışma yapılması kararı alınmış ve 24.11.2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği bir kanun ile pilot uygulama çalışmalarına başlanmıştır.